Uluslararası Telsiz Haberleşmesini İlk Olarak Kim İcat Etti
Guglielmo Marconi tarafından 27 Mart 1899 günü, Manş Denizi kıyılarında gerçekleştirildi. Ertesi günü, The Times gazetesi, Boulogne muhabirinden aldığı bir haberi yayınladı. Yabancı bir ülkeden, telsiz aracılığıyla gönderilen ilk haber olan bu haberde, şöyle deniliyordu:
“İngiltere ile Avrupa arasındaki iletişim, Marconi’nin telsiz telgraf sistemiyle dün başlatıldı. Deneme, İngiltere kıyılarındaki South Foreland ile Fransa’da, Boulogne’un iki mil kuzeyindeki sahil kasabası Wimereux arasında yapıldı. Her iki noktada da 50 metre yüksekliğinde birer anten dikilmişti. İki anten arasındaki mesafe ise 32 mildi. Haberleşme, Mors alfabesi aracılığıyla yapüdı. Okuduğunuz bu haber de Marconi sistemiyle Wimereux’danForeland’a gönderildi.”
Kurşun Kalem Ve Çelik Kalemin İcadı
1826 yılında Masson, çelik kalem ucu yapan makineyi bulmuştur. O tarihten beri insanlar kendilerine bin yıldan çok hizmet eden eski kaz tüylerini ve kamış kalemleri bırakarak çelik kalem uçlarına dört elle sarıldılar.Atalarımızın kaz tüyü ve kamış kalemle yazı yazdıklarını düşünmek gerçekten de garibimize gider. Eskiden Avrupa’nın resmi işyerlerinde işleri sabahtan akşama kadar büyttkierinin kalemlerini’.yontmak olan özel görevliler vardı. Bu, çok ustalık isteyen oldukça yorucu bir işti. Tüyü yanlamasına kesmek, sivriltmek ve ortasından yarmak gerekirdi. Bu işi yapmak, kurşun kalemini yontmaktan çok daha güçtür.
Bir sayfa yazdıktan sonra kurusun diye üzerine kum (rıh) dökülürdü. Mektubun yazılıp zarfa konmasının ardından kumlar zarfın içine dökülürdü. Dökülen kumların hışırtısını duymak için zarfı sallamak yeterdi. Eskiden yazı avadanlığı hokka, kamış kalemi ve nhdanlıktan oluşuyordu.
Kurşun kalem, çelik kalem uçlarından daha eskidir. Eskiden kurşunlardan yapılmış kalemlerle yazı yazıyorlardı. Jacques Conte adlı bir Fransız, grafit tozu ile lüleci toprağı karışımından ilk kurşun kalemini yaptı.
Baskı altında incecik silindirler haline getirilmiş grafit parçasına yerleştirilirdi. Bu tahta parçasının üzerine aynı şekilde oluklu bir ikinci tahta parçası konulurdu. Bu iki parça birbirine yapıştırıldı. Bu tahta parçasının içinde altı tane grafit parçası bulunurdu. Parçalar bıçkı makinesiyle altı parçaya bölününce de ortaya kurşun kalemi çıkmış olurdu. Bunları parlatmak ve bir kutuya yerleştirmekten başka yapılacak bir şey kalmazdı geriye.
Mürekkebin İcadı Ve Özellikleri
Eski Mısırlılar ve Çinliler, lamba isini su ve tutkalla karıştırarak mürekkep yapmasını biliyorlardı. Lamba isinden elde edilen mürekkepler, Ortaçağ’da Avrupa’da da kullanıldı. 1400′lü yılların ortalarında ise, Alman matbaacı Johann Gutenberg yağ esaslı baskı mürekkeplerini geliştirdi. Asıl yazı mürekkebini ise, 1834 yılında, İngiltere’de Henry Stephens üretti ve 15 yıl sonra da yoğun biçimde kullanılmaya başlandı. Sentetik mürekkepler ise, 1860′lı yıllarda İngiltere ve Almanya’da yapıldı.
Politeni İlk Olarak Kim İcat Etti
1933 yılının Mart ayıda, İngiltere’nin Cheshire kentindeki/ICI laboratüvarlannda R.O. Gibson tarafından elde edildi. Gibson, etilen ile benzaldehidi, 170 santigrat derecede tepkimeye soktu ve elde ettiği sonucu defterine şöyle yazdı: “Sonuçta, tepkime kabının iç çeperini kaplayan beyaz bir madde kalıyor.” Politenin ilk kullanımı ise, yalıtım amacıyla oldu. 1939 yılının Temmuz ayında Telegraph Cons-truetion and Maintenanca”Co. adlı şirket, bir mil uzunluğundaki sualtı kablosunu pöliten ipi ile kapladı ve Wight Adası ile Britanya Adası araşma yerleştirdi.
İlk Plastik Cerrahi Ameliyatı Ne Zaman Yapıldı.?
Plastik cerrahinin bu türü Hindistan’da 5. yüzyıldan beri biliniyordu. Özellikle Coomalar Aşireti, bu konuda uzmanlaşmıştı. Dr. Carpue, onların tekniğini, burun deliklerini birbirinden ayıran yapay bir kikırdak üreterek geliştirmişti. Plastik cerrahi, en büyük gelişimini I. Dünya Savaşı yıllarında gösterdi. Yalnız İngiliz Ordusu’ndan 11 bin kişi, bu yeni gelişen yöntemle tedavi edildi. Plastik cerrahi için ilk birim, Sir William Arbuthnot-Lane tarafından, Cambridge Askeri Hastanesi’nde, 1916 yılında açıldı. Bir yıl sonra da Kent’te, Yeni Zelandalı cerrah Sir Harold Gillies yönetiminde ilk plastik cerrahi hastanesi hizmete girdi.
23 Ekim 1814 günü, İngiltere’nin Chelsea kentinde York Hospital’de yapıldı. İngiliz Ordusu’ndan bir subay, cıva zehirlenmesi sonucu burnunu kaybetmişti. Doktor Joseph Constantine Carpue, kendisine alın derisinden yeni bir burun yaptı. Carpue’nin yöntemi, 1794 yılının Ekim ayında yayınlanan “Gentleman’s Magazine” adlı dergide çıkan bir makaleye dayanıyordu. Bu makaleye göre, bir İngiliz subayı, Hindistan’da tutsak düştüğünde, yerliler kendisinin burnunu kesmişlerdi. Bu subayın alın derisi yüzülerek burnunun üzerine indirilmiş, sonra gerektiği kadarından yeni bir burun yapılmıştı.
Yazı Makinası Ve Daktilonun İcadı
XVI. ve XIX. yüzyılda bir çok ülkede toplam olarak ellinin üstünde icatçı, makineyle yazı yazmak konusunda büyük caba gösterdi. Bunlardan ilki, 1714′de bir İngiliz’in yaptığı makinedir. Fakat bütün girişimler başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Yaşam serüvenine basımcı olarak atılıp postacılık, vergi tahsildarlığı gazete yazarlığı ve icatçılık gibi bir sürü iş değiştiren Christopher Latham Sholes, bir yazı makinesi yapmayı düşündüğünde 48 yaşındaydı ve Mihvaukee eyaleti senatörüydü. Ohip eyaletinden gelmiş bir demir tüccarının oğlu olan avukat Carlos lindden’le yazı makinesi deneme modelini meydana getirdi. Piyano klavyesi, ayak pedalı ve her biri bir harf manivelasına bağlı bir sürü telin birleşimi bîr araçtı bu Model sonradan Sholes’in yapacağı elliye yakut yazı makinesi modelinin ilkiydi. Günümüzde kullanılan yazı makinelerini andırıran örneği İlion silah fabrikasınca ısmarlandı. İlk 5 bin makine 1873′de de orada ve Remiıîgton markası adı altında yapıldı. Çağımızın günlük yaşamında kullanılan teknik yardımcı araçlara bakınca, yazı makinesi bir çocuk oyuncağı, gibidir. Fakat mekanik açıdan yine de bîr mucize’dir. Bu, ilk Remington katalogunda şu satırlarla özetleniyordu: “Yazı kaleminden üstün yanları vardır: Okunaklılık, çabukluk, kullanış kolaylılıği,:ekonomik açıdan da verimlilik:… Uzun süre elle yazanların parmaklarında görülen krampa yol açmaz, gözleri yormaz, uzun süre yazanlarda görülen sırt çarpıklığı yapmaz. Gemilerle yolculuk edenler elle yazılamayacak durumlarda olanlar bu makineyi kullanabilirler. Yazı makinesi bütün iş adamlarınca büyük ölçüde kullanıldı. Fakat kullanılabilir ilk yazı makinesinin ne icatçıları, ne de yapımcıları bunun ast! büyük önemini önceden görememişlerdi. Yazı makinesi, kadına bir çahşma alanı açıyor ve onu toplumda yepyeni bir duruma çıkarıyordu: Sekretertlik
Yazı makinesinden yararlanan ilk Avrupalı yazar; Kont Le Tolstoy olmuştur; Tolstoy, 1885′dekızına yazı makinesini öğrettikte tün çoğunu ve bütün mektuplarını ona yazdırmıştı. Tolstoy’un kızı böylelikle Avrupa’nın ilk kadın daktilosu da oluyordu. Oysa» Avrupa büyük kentlerinin iş yörelerinde herhangi bir genç kızı görmek pek ender rastlanan bîr olguydu. Kadınlar kentlerin o yörelerine pek ayak basmazlardı. Bugün büro isterinde çalışan kadınların sayısı, erkek görevlilerin sayısını aşmıştır. Toptum yaşamındaki böylesine kökten bir değişimde yazı makinesi kullanılmanın rohi ve önemi yadsınamaz
Gazete Baskı Makinası Ne Zaman İcat Edildi
Basının kamuoyu oluşturmada etkinliği, çok sayıda basacak ucuz ve çabuk yayımını sağlayabilecek bir gazete baskı makinesinin bulunmasından sonradır. 1812′de, Londra’da Times gazetesinin kurucusunun oğlu John Walter Jr.i, tanıdığı bir iş adamı kentin ticaret merkezinde küçük bir işyerine götürdü ve jutenbergden beri baskı teknigindeki en büyük yeniliği gösterdi, Wakerİr burada kitap basımcı Saksonyah Friedrich Koenig ve Schvvaben’li Friedrich Bauer’le tanıştırdı Friedrich Koenig, basını tekniği için büyük bir yenilik olan buluşunu gerçekkştirme konusundaki yaptığı birçok denemede düş kırıklığına uğramış, icadı için vatanında gerekli yardım ve desteği bulamayacağını anlamıştı. Çünkü Almanya’da bir bölgede alınan patent, bir başka,prenslikte geçerli sayılmıyordu. Bu yüzden de kimsenin patentleri umursamadığı ye para yatırdığı yoktu. Bu durumda oda kalkmış, İngiltere’ye göç etmişti.: Bu ülkenin patent hukuku daha ileri bir anlayışla hazırlanmıştı. Koenig ve Arkadaşı Bauer, yıllarca birlikte çalışıp düşlerini kurdukları icad için Siğiliz işadamlarından Thomas Bensley’le buharla çalışacak bir (seri) çabuk baskı makinesi yapmak için anlaşmışlardı. John Walter, Bensley ve iki Almanla bir anlaşma imzaladı. Koenig’in temel düşünürü çok yalındı. Basılacak kâğıtlar o güne kadar dizili harflerin üstüne elle konulur ve daha önce de bir merdaneyle boya sürülürdü. Sonrasında baskı aygıtı elle ya da bir manivelayla işletilirdi. Eh becerikli basımcılar bir saatte ancak 300 yaprak basabilirdi. Bu işi makineleştirmeyi düşünmüş olanlar vardı kuskusuz. Fakat çözümünü bulan Koenig öldü. Satırların bağlandığı sayfayı bir boya merdanesinin altında ileri geri hareket ettirdi. Sadece kâğıt elle yeriliyordu. Basılmış kâğıt makinenin arkasında duran işçinin eline varınca; sayfa hemen geri geliyor ve yeniden boya alıp aynı işlem yeniliyordu. Bu yolla satte 1000-1200 yaprak basılabiKyordu.
‘ Times’ ‘in baskı ustaları, işlerinin ; bir kısmını ellerinden alacak bu makineyi duymuşlardı. Geçimlerini sağlayan kazançlarını bu arada kaçırtmaktan korkuyorlardı, makinelerden bir tanesini getiren yük arabasını durdurtup arabacıya gözdağı verdiler. Walter, bu arada bir kurnazlığa başvurdu. Makineyi bir başka yapıya kurdurdu. Gazetenin 2 Kasım 1814 günlü sabah sayısı orada büyük bir gizlilikle basıldı.
Okurun elinde makineyle basılmış binlerce “Times” sayısından biridir. Bir organizma gibi. çalışan bu mekan
lilik takımından büyük insan güçlerini asarak, basımcılığın o yorucu ve güç bir çok yakınlarım da gidermiştir. Bu icadı yapan kişi üzerinde fazla söz etmeyeceğiz. Buluşu olan bu makinenin verimliliği ve.yararlılığıen büyük övgü yerine geçecektir. Koenig adlı bir Saksonyan olduğunu ve Bauer adlı bir hemşerisinin yapımda kendisine yardım ettiğini söylemekyetineceğiz.
John Walter, bu makine yüzündto geçimlerinden ölnnış işçilere bir başka kazanç yolu buluncaya kadar gündeliklerini ödedi.
Dizgi Sorununun İlk Bulunuşu İcadı
Dizgici satır tamamanınca bir hareket kolunu aşağı çeker ve satır, otomatik olarak döküm’e gider. Sıvılaşmış metal, matrisin harflerini doldurur ve hemen soğur. Dökümü bitmiş ve bıçakla kesilmiş satır makinenin ön yanına atılırken, matrisler de yukarıya hazneye çekilir ve her biri kendisine ayrılmış göze girer.
Bu sırada matris kenarlarının anahtarımsı çentiklerinin yardımıyla harflere göre ayrımlama yapılır.
Birleşik Amerika’ya göç etmiş bir başka Alman da dizgicileri o yorucu ve ağır el işinden kurtardı. Vürttenlıerg’li bir öğretmenin oğlu Ottmar Margenthaler, Bahirhor’daki bir işlikte tekniker olarak çalışmaktaydı. 1876 yiteda bir icatcılar grubuna başvurdu . Aynı konuda yıllardır birçok görüşü deneyen araştırıcılar bu alana epeyce de para dökmüşlerdi. Çeşitli makine örnekleri tasarladı; yaptı, yapımda değişikliklere başvurdu ve sonra hepsini hurdacıya verip yeni baştan çalışmaya başladı. Sonunda ve 1890′da “Lynotype” modelinde kesin bir çözüme vardı. Bazı ufak tefek değişimlere günümüz gazete basımevlerinde de kullanılan bu makine, gazetenin sütun genişliğine ve boyuna uygun dizilmiş satırlar verir. Dizgici, makinede bir klavyeye basınca, makinenin yukarısında bulunan hazneden bir matris iner. Bu matris düz bîr metal levhadır. Üst yanında kabartma bir harf vardır. Bu harf, bir satır genişliğinde küçük bir kutu olan “toplayıcı”ya düşer. Satır tamamlanıncaya kadar matrisler burada birikirler.
Nükleer enerjiyle çalışan ilk uçak gemisi, 72 bin 500 tonluk â?USS Enterpriseâ?dır. ABD: Donanmasıâ??nın bu dev gemisi, 24 Eylül 1960â?² ta Newport Newsâ??ta kızağa kondu. 25 Kasım; 1961â?²de denize indirildi. Sekiz aiiet su soğut-; malı nükleer motoruyla, bugüne dek yapılan tüm savaş gemilerinin en güçlüsü (Yaklaşık; 300 bin beygir gücünde); en büyüğü (367 met- re) ve en pahalısıdır (445 milyon dolar). Geminin tüm mürettebatı, 440 subay ve 4 bin 160 erden oluşuyordu. 100 uçak taşıyabilen USS Enterpriseâ??ın uçuş güvertesi ise, dört futbol sahası büyüklüğündeydi.
:: Sonraki »