• Bilim Ve Teknoloji

MADENİ İLK BULAN KİMDİR

25/4/2008 · Kategori: Dünyadaki İlk Buluşlar

En parlak zekâlar bile maden işine aşağılayıcı bir eylem gözüyle bakmışlardı. Platon ve Arşimet’in, ‘yağ makinelere karşı pek küçümser tutum takındıklarını düşün­mek de, yeterli fikir verebilir. Onlara göre; insana değer yüksek düzey­deki uğraşılar ancak maddeden uzak ve düşünsel plandaki eylemler, yani metafizik, matematik vb. konular olabilirdi.
Ne var ki, o güne kadar toplum­da saygı gören bilginlerin, din adamlannın ve soyluların yanında yepyeni bir kesim doğuyor ve tuzla en üst dü­zey insanı olma yolunda ilerliyordu: Anamalcı kent-soylü. Bu kesim ağır bastığında ötekilerle kıyaslanamaya­cak kadar etkili oluyordu. Bu dorumda tekniğe özel bir ilgi göstermekten, skolastik düşünüşün “Bizansvari” boş tartışmaktansa burun kıvırmaktan başka ne yapılabilirdi? Rönesans’ın bu Fuggerleri, Carnegieleri, Basil Zaharoffları deniz ticaretinden ve maden işletme­lerinden elde ettikleri inanılmaz ka­zançları aracılığında olağan dışı bir güce sahip olmuşlardı. Elbette gemi yapım işlerine,yem ladenlerin keş­fine ve yüksek fırınlar yapımına her şeyden çofe.önem vereceklerdi. . Kendi kendilerine çalışıp bilim öğrenen bu kişilerin düşüncelerinin ürünlerini vermesivjçin DescarteS ve Galile’yi beklemek gerekti. Bununla birlikte I. Francois’nın egemenlik yıllarından başlayarak en parlak zekâ­lar da artık teknik icatlarla ilgi duy­maya hâlâ hor görü­len uğraş sayılsaydı, Leonardo da Vinci bunlara kendisini böylesine verir miydi? Leonardo da Vinci (1452-1519), Rönesans’ı örnek bir tipi olarak kar­şımıza çıkmaktadır. Aslında ne bilgin­di, ne teknisyen ve ne de bir ünlü bil­ge.Yalnızca olağanüstü zekasıyla çeşitli alanlara ışık saçan yarı bilisiz bir dâhi ve bilimde olduğu kadar edebiyatta da kendi kendini yetiştirmiş bir denemeciydi. Büyük, ressam, bu nedenle hiçbir zaman büyük bir bil­gin olamadı. Sezgileri yoluyla yalnız kâğıt üzerinde kalan üç yüze yakın icadın tohumunu attı. Cehaletim, bilimsel bir temele sahi] bunların hemen hemen de gerçekleştiremedi.1952′de Paris’te “Keşifler Sara)V-’ada sergilenen el yazmaları ampirik  dehasının bu çok belirgin yönünü gösterir. Buharlı toplar, istihkâm gi­bi askerirdaki incelemelerU kana} şebekeleri ve bataklıkların kurutulan saat masası, sayaç gibi me­kaniksorunlar üzerindeki uygulanan çok yönlü dehasının ürünleridir. Çağının teknik düzeyi V’tnci’nin birçok konulardaki tasarımla­rını gerçekleştirmeye yeterli değildi. Ancak “yapma kuş” gibi birçok ta­sarımları da tutarsızlıktan Öteye gide­mezdi.
Arşimet ve Vinci zekâlarının derinligi, teknik icatlarının verimliliği in­sanı şîyen iki dâhi ol­makla birlikte, birhirlerindenıdeğişik kişilerdi Sırakusalılara icatlarını, özellikle Romalı askerlerin acısını duyduğu madiiesel gerçekler haline getirebilmişlerdi. Çünkü Arşimet bi­lime ve kurucusu olduğu statiğe, dayamyordu Sezgi, gözlem vedeneylerden hareket eden Floransalının icatlarıysa, bilimin bunları değerlendiren bilecek düzeye ulaşmamış olmasından ötürü, birer taslak halinde kaldı. An­cak 1634′te Belçikalı Stevin’in orta­ya koyacağı “güçlerin bileşimi” ilkesi olmadan bir saiıtrfüjlü pompanın pla­nım uygulama olanağı var mıydı; gerçekten de gücünün na­sıl işlediği, Vinci’nin döneminde de bilinmekteydi.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »

Bilgisayar ve İnternet